
İbranice çeviri:
9. וְאוֹתוֹ הַמְמֻנֶּה מֻפְקָד עַל הַזָּהָב וְעַל מַרְגָּלִיּוֹת אֲדֻמּוֹת, וְהֵם עוֹבְדִים אֶל אוֹתוֹ הַדְּיוֹקָן שֶׁל שָׁם, וּבִנְקֻדּוֹת וְסִימָנִים שֶׁיָּרְשׁוּ מֵהָרִאשׁוֹנִים מִיָּמִים קַדְמוֹנִים, הוֹלְכִים וְיוֹדְעִים נְקֻדּוֹת הַשֶּׁמֶשׁ לִמְצֹא מְקוֹמוֹת שֶׁל זָהָב וּמַרְגָּלִיּוֹת. אָמַר רַבִּי יוֹסֵי, עַד כַּמָּה יִהְיוּ עֲבוֹדוֹת רַבּוֹת אֵלּוּ בָּעוֹלָם, שֶׁהֲרֵי שֶׁקֶר אֵין לוֹ עַמּוּדִים לִתְמִיכָה?
10. פָּתַח אַחֵר (רַבִּי חִיָּיא) וְאָמַר, (משלי יב) שְׂפַת אֱמֶת תִּכּוֹן לָעַד וְעַד אַרְגִּיעָה לְשׁוֹן שָׁקֶר. בֹּא וּרְאֵה, אִלּוּ כָּל בְּנֵי הָעוֹלָם הָיוּ עוֹבְדִים לַשֶּׁקֶר – הָיָה כָּךְ, אֲבָל הָאוֹר הַזֶּה וְהַזֹּהַר שֶׁמֵּאִיר וַדַּאי הוּא אֱמֶת. כּוֹכְבֵי רוּם הָרָקִיעַ הֵם אֱמֶת. אִם בְּטִפְּשׁוּתָם וְחֶסְרוֹן דַּעְתָּם הֵם אוֹמְרִים וְקוֹרְאִים לָהֶם אֱלוֹהַּ, לֹא צָרִיךְ הַקָּדוֹשׁ בָּרוּךְ הוּא לְכַלּוֹת אֶת מַעֲשֵׂי יָדָיו מֵהָעוֹלָם. אֲבָל לֶעָתִיד לָבֹא לֹא יִכְלוּ הַכּוֹכָבִים וְהָאוֹרוֹת שֶׁל הָעוֹלָם. אֲבָל מִי יִתְכַּלֶּה? אוֹתָם שֶׁעוֹבְדִים לָהֶם.
Altın Buzağı hikâyesinin günahı Ki Tisa Peraşasın’dadır. Bu yüzden Moşe yükselişini kaybetti ve hepimiz ölümsüzlük halini kaybettik. İnsanlar Moşe’nin dönüşü için sabırsızdılar. Balam’ın iki oğlu olan Erev Rav’ın liderleri, İsraillileri, büyüleriyle, Altın vermek ve yeryüzünde T-anrı’ya bir alternatif inşa etmek için onları zorladılar. Altın Buzağı yaratıldı ve bu bizlerin hayal edebileceği gibi değildi, bir buzağı şeklinde katı bir altın. Büyülü ve hareketli bir varlıktı.
İnsanlar, Moşe ve Işık ile aralarında bir mesafe hissettiklerinde, fiziksel düzeyde alternatif bir güç aradılar. Bu bizim zayıflığımızdır ve Maşiah’ın gelmesinden önce bunun üstesinden gelmeliyiz.
Çoğu insanın Altın Buzağı’ya hala ibadet ettiği bir dönemde yaşıyoruz. Bu insanlar sadece zenginliklerine ve maddi rahatlıklarına odaklanırlar. Bazı zengin insanlar, zenginliklerini ve sosyal statülerini koruyabilmeleri için Işıkla “ilişki” kurmaya çalışırlar. Bu insanlar, yaptıkları her eylemde Işıkla aynı yolda olduklarından emin olacakları yolu bulmalıdırlar. Zenginliklerini dürüst ve akıllıca kullanmalıdırlar. Başkalarının yararına olacak büyüme ve yükselme arayışında olmalıdırlar. A-şem onları başkalarıyla paylaşmaları için maddi kanallar haline getirmiştir.
Divre Ayamim 1 29:14
וְכִי מִי אֲנִי, וּמִי עַמִּי, כִּי-נַעְצֹר כֹּחַ, לְהִתְנַדֵּב כָּזֹאת: כִּי-מִמְּךָ הַכֹּל, וּמִיָּדְךָ נָתַנּוּ לָךְ
“Fakat ben kimim ki ve benim halkım kim ki bunun gibi cömertçe vermekten geri duracaklar? Her şey, senden gelir ve biz sana sadece senin elinden gelenleri verdik.”
Şafakta, Rabi Hiya, Doğu’nun bütün sakinlerinin o anda yükselen güneşe nasıl ibadet ettiklerini anlatıyor. Eski günlerden beri, güneş doğmadan önce güneşin üzerine atanan prensin, başına yazılmış Üst Manevi İsminin kutsal harfleriyle ve bu harflerin gücüyle cennetin pencerelerini açtığını ve içinden geçtiğinin bilindiği söylenir. Sonra güneş doğana kadar orada kalır. Rabi Hiya bu prensin altın ve kırmızı mücevherlerden sorumlu olduğunu ekler. Güneş ibadetçilerinin güneşin lekelerini bildiğini söylüyor. Rabi Yosi, putların dünyada hala ne kadar süre kalacağını soruyor ve bu sahteliğin dayanılamayacağını söylüyor.
